Orta Doğu’da artan gerilim, Türkiye ekonomisi için enerji maliyetleri ve cari açık üzerinden yeni bir tehdit oluşturuyor. Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve Merkez Bankası eski Başekonomisti Hakan Kara, bölgedeki olası bir çatışmanın Türkiye’ye etkilerini değerlendirdi. Kara’ya göre, kısa vadeli bir kriz yönetilebilir olsa da, savaşın kalıcı hale gelmesi makroekonomik dengeleri kökünden değiştirebilir.
Türkiye’nin mevcut ekonomik konumu güçlü ve kırılgan yönleriyle birlikte ele alınıyor. Güçlü taraflar arasında; kamu ve özel sektör borçluluğunun düşük seviyelerde olması, bankacılık sektörünün sağlam yapısı, Merkez Bankası’nın artan altın fiyatlarıyla birlikte güçlenen rezervleri ve yüzde 40’a yaklaşan politika faizinin TL’ye sağladığı koruma öne çıkıyor.

ENFLAYON YENİDEN YÜKSELEBİLİR
Enerji ihtiyacının yüzde 65-70’ini ithal eden Türkiye için yükselen petrol fiyatlarının en büyük risk faktörü olduğu belirten Hakan Kara, bu durumun cari açığı 35 milyar dolardan 50 milyar dolar seviyesine taşıyabileceği uyarısında bulundu. Böyle bir tabloda ya Merkez Bankası rezervlerinin devreye gireceği ya da ekonomide belirgin bir yavaşlamanın kaçınılmaz olacağı ifade ediliyor.
Ayrıca, petrol fiyatlarının 3 ila 6 ay içinde 70-80 dolar bandına gerilemesi durumunda Türkiye bu süreci sınırlı hasarla atlatacak olsa da, enerji fiyatlarındaki yüksek seyir kalıcı olursa, büyümede ivme kaybı ve döviz kurunda kontrollü bir yükseliş kaçınılmaz görünüyor.
İngiliz ekonomist Tim Ash de konuya ilişkin değerlendirmesinde, petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artışın Türkiye’nin cari açığını yaklaşık 3 milyar dolar, enflasyonu ise 1,2 puan artırdığını belirtti. Ash, bu koşullarda faiz indiriminin artık mümkün olmadığını, aksine önleyici adımlar kapsamında 250 baz puanlık bir faiz artışına gidilmesi gerektiğini vurguladı.









